Organik Saç Boyaları

A. Organik” trendi, sadece bir moda mıdır?  5- 10 yıl sonra unutulma ihtimali olabilir mi? 
B. Yoksa gün geçtikçe insanlar, kullandıkları, yedikleri, içtikleri veya yakın temasta oldukları tüm ürünlerin sağlıkları açısından ne kadar önemli olduğunun bilincine mi varıyorlar?

Organik ürün kullanım oranlarının, her yıl katlanarak artışı ve yavaş yavaş tüm tüketim malzemelerinin ( tekstil ürünlerinden, temizlik malzemelerine, yiyecek maddelerinden, kozmetik ürünlere… ) bio ( organik ) tiplerinin üretiminin başlaması, “A” şıkkını direkt elememize sebep oluyor.

Saç boyaları, kullanım sıklığı ve yaygınlığı itibarı ile tenimizle direkt temasa geçen kozmetik ürünler arasında ilk sıralarda yer almaktadır. 10 – 15 yıl evvel piyasaya giren ve özellikle kuaför ve berber salonlarında kullanıma sunulan doğal saç boyaları, sosyoekonomik açıdan gelişmiş tüketici grupları tarafından, son zamanlarda sıkça tercih edilmektedir.

Kimyasal boyaların özelikleri
• Oksijen bazlı bir krem ve sentez pigmentlerinin karıştırılması ile elde edilirler.
• Okside olan boya pigmentlerinin saçın içerisine girer ve okside olduklarında, molekül olarak boyutları büyüdüğü için saçtan çıkamaz ve saçta birikirler. Bundan dolayı, köklerde üretilen sebum (yağ), saç uçlarına doğru yürüyemez ve böylece sıklıkla kırık uçlar ve saçta kuru, mat bir görünüm oluşur. Saçlı deri tarafından üretilen sebum (yağ), normalde saçın bakımını yapar, yani parlatır ve besler. Kimyasal boyalar, saçlı derinin dengesini bozabilirler.
• Saçın dayanıklılığını % 50 civarında azaltırlar. Parlaklık ve esnekliğini yitirmesine sebep olurlar.
• Güneş, rüzgar, deniz gibi faktörler bu tip boyaların parlaklığını kaybettirerek, saçın mat bir görünüm almasına sebep olurlar.
• Alttan yeni büyüyen boyasız saçlar çok farklı göründüğü için, kısa aralıklarla tekrarlamak gerekir.
• İstenilen renge çok hızlı ve pratik bir şekilde ulaşılabilir. 
• Sağlığa zararlı ve zehirleyici etkilerinden dolayı; Avrupa Birliği organizasyonunda 2006’ da toplanan bilimsel bir komisyon, saç boyalarında deriden emilebilen bir takım maddelerin kullanımını yasakladı. Şimdiye kadar 22 madde piyasadan geri çekildi ve artık üretilmiyor.

Kimyasal boyalarda bulunmaması gereken, alerjen, kanserojen, iritan veya toksik maddeler
• Resorcinol
• Ammonium lauryl sulfate
• P – Phenylene diamine ( PPD )
• M – Phenylene diamine 
• P – Aminophenol
• Butoxyethanol
• PEG ( Poliethylene glycol )
• Toluene 2,5 diamine
• Toluene 2,5 diamine sulfate

Organik boyaların avantajları
• Bunlar kimyasal boyalar içermezler, dolayısıyla saçın içine girerek,  saç yapısını bozmazlar. çiçek ve bitkilerden elde edilen bu maddeler, saçın etrafını dolanarak koruyucu bir tabaka oluşturur, hafif bir renk verir ve saç yapısının dış etkenlerden korunmasına yardım ederler.
• Organik boyalar, saça zarar vermezler; hatta bir çoğu saç ve saçlı derinin bakımına yardımcı olurlar. Bu sayede, en yıpranmış saçlar bile, orijinal özelliklerini yeniden kazanabilirler.
• Bir başka avantajları, uygulama sonucu görülen alerjik reaksiyonların, klasik kimyasal boyalara göre çok seyrek gözlenmesidir.

Organik boyaların uygulanması 
• Saçın içine girmediklerinden, temiz saça uygulanmaları daha etkili olur.
• Piyasada tek kullanım için saf organik boya bulunması zor veya oldukça pahalı olduğundan, genelde kuaför ve salonlarda organik boyalar uygulanmaktadır.
• Organik boyalar uygulanmadan evvel; özel peroksitli kil maskeleriyle saçlar kimyasal boyalardan arındırılır.

Organik boyaların dezavantajları
• Beyaz renk saçları tam anlamıyla kapatamazlar, ancak tüm saçları parlatır ve beyazlarda diğer saçlara yakın röfle veren doğal bir görünüm yaratırlar.
• Saç rengini sadece koyultarak değiştirebilirler; yani tamamen organik boyalarla, saç rengini açabilmek (örneğin kahverengi veya siyah tonda saç rengini sarı tonlarına dönüştürmek) mümkün değildir.
• Uygulanmaları uzun sürer, kalıcılıkları kimyasal boyalara göre daha azdır.

Share