Akupunktur

Akupunktur Nedir?
Akupunktur, kökeni neredeyse 5000 yıl öncesine dayanan ve eski dönemlerde ilk olarak Çin’ de uygulanan bir tedavi yöntemidir. Bir takım özel iğnelerin vücudun değişik noktalarına batırılmasına dayanan bu tekniğin, insan vücudunda bazı mekanizmaları harekete geçirdiği ve bir çok hastalığın iyileştirilmesinde yardımcı olduğu düşünülmektedir. Çinliler, geleneksel olarak; insanın temel anlamda bir yaşam enerjisine sahip olduğunu, bu enerji dengesini yitirdiğinde hastalığa yakalandığını, vücudun belirli noktalarına saplanan iğneler ile bu dengenin yeniden sağlanabildiğini düşünmektedir.


Doktorlar ve Akupunktur
“Batı Tıbbı” olarak adlandırılan “Klasik Tıp Öğretisi”, insan vücudunu daha çok ayrı organlar, sistemler halinde; yani parçadan bütüne doğru inceler ve değerlendirir. “Doğu Tıbbı” ise insanı, etrafını saran en yakın ortamdan tüm evrene uzanan bir düzlemde, ruhu ve bedeni ile bir bütün olarak ele alır.

Vücudun işleyişini yüzyıllardır bilinen fizik kurallarıyla araştıran ve açıklayan bilim adamları, son 50 yılda doğu tıbbı ve öğretilerine umutsuzca direnmeye çalıştılar. Ancak son zamanlarda dünyada yavaş yavaş coğrafi sınırlar yok olmakta, bir çok bilimsel çalışmada akupunktur vb. geleneksel yöntemlerin “placebo” dan üstün sonuçlar verdiği görülmektedir. Dolayısıyla bu ve benzer yöntemlerin, klasik tedavileri tamamlayıcı olarak veya rehabilitasyon dönemlerinde veya hastalık gelişmesini önleme amaçlı uygulanabileceği kabul görmektedir. Hatta ülkemizde olmasa bile, gerek Avrupa’ da, gerek Amerika’ da, bir çok tıp fakültesinde bunların bölümleri açılmaktadır.

Akupunkturun Etki Mekanizması
Yıllardır bu mekanizmayı ortaya çıkarmak için, değişik çalışmalar yapılmaktadır.  Araştırmalar sonucunda, bu tekniğin vücudumuza mutluluk veren endorfin düzeylerini yükselltiği, beyinde thalamus ve serebral korteks bölgesini etkilediği, uygulanılan bölgede azot monoksit düzeylerini yükselterek, kan akımını arttırdığı  kanıtlanmıştır.

Ancak, klinik aşamada halen etkinliği tartışılmaktadır. Yapılan çalışmalar; yerleşmiş ve kabul gören akupunktur tedavi sonuçlarını, özellikle placebo ve sahte akupunktur tedavisi ile karşılaştırmaya dayanan kontrol gruplu çift kör çalışmalardır. Gerçek akupunktur seansları alanlar, gelişigüzel noktalara uygulanan sahte akupunktur tedavisi alanlarla benzer bir gelişim gösterirken, bu son 2 grubun placebo verilenlere göre anlamlı şekilde tedaviye daha iyi cevap verdiği gözlenmektedir.

Sonuçta akupunktur, yardımcı bir yöntem olarak bir çok hastalıkta önerilmekte, ancak klasik tıp tedavilerinin bir taraftan uygulanıyor olmasına dikkat edilmektedir.

Yardımcı Tedavi Olarak Akupunktura İhtiyaç Duyulan Durumlar:

  • Eklem ağrıları
  • Mide problemleri
  • Kabızlık
  • Alerjik hastalıklar
  • Egzemalar, sedef ve diğer kronik deri hastalıkları
  • Depresyon
  • İdrar problemleri
  • Diş problemleri
  • Sigara bağımlığı
  • Obezite
  • Doğum ağrıları
  • Adet ağrıları

Akupunktur ve Cildimiz
Bir üst bölümde bahsi geçtiği gibi akupunkturun kronik deri hastalıklarını iyileştirmede de yardımcı olduğu düşünülmektedir. Bu hastalıklar arasında, akne (sivilce), sedef, zona, kronik egzema, alerjik cilt hastalıkları, vitiligo sayılabilir.

Uygulamada Dikkat!
Ülkemizde, sağlık bakanlığı tarafından “akupunktur eğitim sertifikası” kabul edilen herkes akupunktur yapabilmektedir. Ancak farklı ülkelerde farklı vasıflar ( doktor olma, sağlıkçı olma vb. ) aranabilmektedir.
Bu uygulamanın yapıldığı ortamın ve teknik donanımın sterilitesi ve tek kullanımlık iğnelerin tercih edilmesi çok önemlidir; çünkü hepatit, aids vb. bir çok bulaşıcı hastalık kan yolu ile bulaşmaktadır.

Share